SÖZ DEMETİ

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor,aslında yaşamayı bilmediği için.
W. Shakespeare

BİR HAYAT KURALI
Hiçbir şey için “BENİMDİR”deme
Sadece de ki;
“YANIMDADIR”
Çünkü ne altın,
Ne toprak,
Ne sevgili,
Ne hayat,
Ne ölüm,
Ne huzur,
Ne de keder…..
Daima seninle kalmaz.
H. Lawrence

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan,yeni okyanuslar keşfedemez.
Andre Gide

Güneş; ışık ve sıcağından yarar sağlamak için kendisine yalvarılmasını beklemez.Sen de güneş gibi ol,beklenen iyiliği senden istenmeden yap.
Epiktetos

Reklamlar
güzel sözler kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“ALLAH’TAN KORKUYORUM”

Zamanın birinde İsrailoğullarından biri vardı, adam kendini ibadete vermişti. Çoluk çocuk sahibiydi. Günün birinde ailece aç kalırlar. Tamamen çaresiz kaldığı için yiyecek bir şeyler bulup getirsin diye karısını dışarıya gönderir.
Kadın bir tüccarın evine varır, çoluk çocuğuna yedirecek bir şeyler ister. Tüccar, kadına “olur, fakat önce bana kendini teslim et” diye teklif eder. Kadın hiç cevap vermeden çıkar, evine döner. Yavrularını “Anneciğim! Açlıktan öleceğiz, bize yiyecek bir şeyler ver” diye feryat eder durumda bulur.
Geri çıkarak tekrar tüccarın yanına varır, yavrularının acıklı durumunu anlatır. Tüccar “İstediğim olacak mı?” diye sorar. Kadın “Evet” der.
İkisi baş başa kalınca kadın öyle bir titremeye başlar ki, azaları yerlerinden çıkacak gibi olur. Tüccar “ne oluyor sana?” diye sorar. Kadın “Allah’tan korkuyorum” diye cevap verir.
Aldığı cevap üzerine kendine gelen adam “Sen şu sıkışık durumuna rağmen bu günahtan dolayı Allah’tan korkuyorsun, oysa asıl benim korkmam gerekir” diyerek yapacağı işten vazgeçer. İstediklerini vererek kadını gönderir. Kadın kucağındaki yiyecekler ile yavrularına döner. Çocukların sevinci sonsuzdur.
Bu sırada ulu Allah’tan tüccar hakkında Hz. Musa’ya (A.S.) vahiy gelir. Allah “Falan oğlu filana bütün günahlarını affettiğimi söyle” diye bildirir.
Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) tüccarı bulur, ona “Mutlaka Allah ile aranızda sır kalan bir hayır işlemiş olmalısın” der. O zaman tüccar kendisine yoksul kadınla arasında geçenleri anlatır. Hz. Musa (A.S.) ” İşte bu yüzden Allah, geçmiş bütün günahlarını bağışladı” diyerek tüccara müjdeyi verir.
Kaynak: Mükâşefetü’l Kulûb

hikayeler-kıssalar kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ANA SÖZÜ DİNLEMEMEK

Bir kadının bir oğlu vardı, oğlundan başka kimsesi de yoktu. Bütün günlerini onunla geçirir, varı yoğu oğluna en ufak bir zarar gelmesini istemezdi. Kadının bu oğlu bir gün tutturdu, illa da hacca gideceğim diyor başka bir şey demiyordu.
Annesi ağlamaya başladı. Çünkü oğlunun yanından ayrılmasına tahammül edemeyeceği gibi o gittiği taktirde yapayalnız kalacak ve kimsesizlikten belki de perişan olacaktı.
– Oğlum, Mekke dediğin şurası değil ki, ne zaman gidip geleceksin Sen gittikten sonra ben ne yapacağım, etme eyleme, diye yalvardıysa da oğlu kararında ısrar etti ve hacca gitmek üzere yola çıktı ama, ananın da yüreği yanık kaldı.
Yalnız kalan anne üzgün bir kalple dua şöyle etti:
– Ya rabbi, oğlumun ayrılığına dayanamayacağım… Söz dinletemedim, onu bir ikaz et de geri dönsün.
Oğul ananın bu yakarışlarından habersiz olarak yoluna devam ediyordu. Bir gece bir şehirde konaklamak için kalmaya karar verip kapısı açık olan bir mescide girdi. O şehirde de azgın bir hırsız evlere dadanmış, ne bulursa çalıyor, fakat hırsız bir türlü yakalanamıyordu. O gece gene hırsız bir eve girip mal çalmış ve kaçmıştı. Hırsızı takip etmeye başladılar, hırsız kaçıyor takipçiler onu kovalıyorlardı. Derken hırsızın izini kaybettiler. Takipçiler buraya girmiş olabilir diye camiye daldılar. Baktılar ki orada bir adam var. Olsa olsa budur diyerek adamı yaka-paça reisin huzuruna çıkardılar. Çünkü her gün hırsızlık vukuu bulduğu halde yakalayamıyorlardı. Bu sefer tamam dediler, bu şehri kasıp kavuran hırsız budur. Hırsızın gözünün oyulmasına karar verdi mahkeme. Gözlerini oyup bir merkep üzerine gezdirmeye başladılar. Hırsız ( yani anasının sözünü dinlemeyen ve hırsız zannıyla yakalanan genci) gezdiren tellal şehir halkına teşhir ediyor ve:
– Ey ahali işte sizin canınızı yakan, malınızı çalan hırsız nihayet yakalanmıştır; bundan sonra rahat edeceksiniz, diye bağırdıkça, genç, tellala şöyle bağırmasını rica ediyordu:
– Ey ahali işte anasının sözünü dinlemeyip de illa ben hacca gideceğim diye yola çıkanın hali budur, diye bağır diyordu ama derdini ta baştan kimseye anlatamamıştı ki, tellala anlatsındı.
Bütün şehri dolaştırdıktan sonra genci şehrin dışında bir yol kenarına attılar. Oradan geçenler genci memleketine getirdiler, evini bulmasını temin ettiler.
Genç adamcağız kendi evlerinin kapısına gelince;”Hu'” diye seslendi. Tabii ki aradan hayli zaman geçtiği için saçı sakalı uzamış, üstü başı yırtılmıştı. Kapıyı açan yaşlı kadın oğlunu tanıyamadı. Bilmiyordu ki kapıya dilenci halinde gelen arkasından “Ya Rabbi oğlumu azarla da geri dönsün” diye yalvardığı kendi oğluydu.
-Sapa sağlam adamsın… Dileneceğine çalışıp da kazansana! dedi.
Genç:
– Çalışamam gözlerim kör, deyince yaşlı kadın :
– Ne oldu gözlerine? Diye sordu.
Genç:
– Ne olacak, annemin hatırını kırdım sözünü dinlemedim. Allah da benim gözlerimi aldı, diye cevap verince, kadın anladı karşısındakinin oğlu olduğunu, başladı hüngür hüngür ağlamaya…
– Ey Allah’ım! Duam ağır olmuş, ben onun gözlerinin kör olması için dua etmemiştim, diye Allah’a yalvarmaya başladı.
Kadına gelen ilahi bir ses:
– Onun suçuna karşılık biz sadece gözlerini kör ettik, aslında anaya asi olanın cezası daha ağırdır. O buna şükretsin, diyordu.
Kadının oğlu dönüp gelmişti ama gözleri kör olduğu için hiç bir iş yapamıyordu. Kadın çok dua etti Allah’a … Allah’ın iyi bir kulu imiş ki, duası kabul olunarak gencin gözlerini Cenab-ı Allah iade etti…

hikayeler-kıssalar kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ALLAH’A ISMARLADIK!

Es-Selamü Aleyküm değerli arkadaşlar.Tatile çıkacağım için bir süre bloglarımla ilgilenemeyeceğim ve ziyaretlerinize gelemeyeceğim.Önce Antalya, sonra Adana yollarına düşeceğiz nasip olursa. Hayırlı,huzurlu,mutlu,üç aylara da girdik ya bol kazançlı bir yaz geçirirsiniz inşaAllah.Allah hakkınızda hayırlısını versin.Hani derler ya “Gidip de gelmemek var,gelip de bulmamak var”.Hakkınızı helal edin.Benden yana helal olsun.Dualarınızda bulunabilmek dileğiyle A.e.olun!
********** ********** ********** ********** **********
Aşağıdaki duaları sizinle paylaşmak istedim.Ben yazıcıdan çıkarıp çantama koyacağım gerekli durumlarda okuyabilmek için.
Bir vasıtaya bindiğimizde okuyacağımız dualar..
3 defa “Elhamdülillah”, 3 defa “Allahu ekber” der.
Sonra şu duayı okur: Allah’a hamd olsun. “Bunu bizim hizmetimize veren (Allahın şânı yücedir, yoksa biz buna takat getiremez, güç yetiremezdik. * Biz elbette Rabbimize dönmekteyiz.”

Seni teşbih-ü takdis ederim, ben nefsime zulmettim, beni bağışla, günahları Senden başka bağışlayacak yoktur.
Allahım, bu seferimizde Senden birr-ü takva ve razı olduğun ameller istiyoruz.

Allahım, bizim bu yolculuğumuzu âsân eyle, uzaklığını bize yaklaştır. Allahım, yolculukta arkadaş, ailede vekil Sensin.

Allahım, yolculuğun meşakkatinden, görünümümün kötüye değişmesinden, mal, aile, çoluk çocuk hususunda kötü dönüşten, iyi halden kötüye dönmekten ve mazlumun bedduasından Sana sığınırım.

Dua Mecmuası
güncel konular kategorisinde yayınlandı. 8 Comments »

ÜÇ AYLARDA DUA

Ey bunalmışların duasına icabet buyuran,

Mihnet ve musibete uğrayanların sesini duyan

Ulu Allah!

 

Zat-ı Uluhiyyetine hamd-ü sena ediyor,

Habib-i edibine salat-u selam gönderiyoruz,

Kabul eyle Ya Rabbi!

 

Beşer lisanında üç aylar diye anılan;

İçinde nihayetsiz feyz-ü bereket bulunan,

Mübarek aylara eriştik.

Şükrünü edaya çalışıyor,

Senden af talep ediyoruz.

Kabul eyle ya Rabbi!

 

Bu aylarda bizi bol sevaba,

Afv-ü mağfiretinle felaha

Kavuştur ya Rabbi!

Habibinin duasını tekrar ediyor,

“Bize Receb ve Şaban’ı mübarek kıl,

Bizi Ramazandaki feyz-ü berekete kavuştur. “

Diye yalvarıyoruz.Mahrum bırakma ya Rabbi!

 

Bu feyizli aylarda bizi mağfiretine,

Yüce Peygamberimiz’in şefaatine

Nail eyle ya Rabbi!

 

Bizi rahmet ve inayetinden,

İbadetlerimizi sevap ve mükafatından

Nasipdar eyle ya Rabbi!

 

Ya Rab!İhsan edersen nimetlerin azalmaz.

Affedersen zararın olmaz.

Biz kırık gönülle niyaz ediyor,

Halimizi sana arz ediyoruz.

Bu aylar hürmetine afveyle ya Rabbi!

Ehl-i İslam’ı arzularına ram,

Bol sevapla bize bu ayları bayram eyle ya Rabbi!

 

Ahkam-ı Kur’an ile cümlemizi abid,

Hidayet yolunda bizi,sen sabit

Eyle ya Rabbi!

 

Bu ayların feyzi ile bize ikram,

Mağfiretinle geçmişlerimize in’am

Eyle ya Rabbi!

 

Dualarımızın kabul olması,

Cümlemizin afv-ü mağfiret olunması için

EL FATİHA!

 

Büyük Dua Kitabı(Ali Mevlüt KAYA)

dualar kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

REGAİB KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

AZAD EDİLENLER

Efendimiz (S.A.V) Hz.Osman tarafından verilen bir yemeğe katılmış, zengin ve varlıklı bir sahabî olan Hz.Osman da, Peygamberimizin bu yemeğe gelene kadar attığı adım başına bir köle azâd ederek duyduğu memnuniyeti belirtmişti.
Aynı günlerde Peygamberimizi yemeğe davet etmek, Hz.Ali (R.A.) Efendimizin de içinden geçmiş, fakat bu cesaret sembolü sahabî, fakirliğinden duyduğu endişe sebebiyle, ilk ve son defa bir şeye cesaret edemeyip yemek vermekten vazgeçmiştir.
Peygamber kızı Hz.Fâtma, Hz.Ali Efendimizdeki durgunluğu anlamakta gecikmedi ve “Elimizde ne varsa onu ikram ederiz” diyerek, kendisini ikna etti. Bunun üzerine Hz.Ali, sırf Allah rızası için vereceği yemeğe davet etmek üzere Peygamberimize koştu. Davet, memnuniyetle kabul edilmişti.
Ertesi akşam Hz.Ali’nin evine doğru yola çıkan Efendimizin yürüyüşünde, âniden bir değişiklik göze çarptı. Kâinatın yaradılış sebebi olan Peygamberler Peygamberi âdetâ bir karış genişliğinde adımlar atıyor ve yolun bitmesini istemiyordu. Bu hâl, Hz. Ali Efendimizin evine varana kadar devam etti.
Sahabeler, bunun sebebini sorduğunda, Peygamberimiz şu cevabı verdi:
Yemek için yola çıktığım anda, Cebrail (A.S) gelerek “Ya Resulûllah, Cenab’ı Hak sadece kendi rızası için verilen bu davetten o kadar memnun kaldı ki, atacağınız her adım için ümmetinizden yüz bin kişiyi cehennemden azâd edeceğim, buyurdu” dedi. İşte bunun için adımlarımı sıklaştırdım.

hikayeler-kıssalar kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »