VERDİĞİMİZ ZEKAT AHİRETTE LEHİMİZE ŞAHİTLİKTE BULUNACAKTIR

Zekat; Allah’ın namazdan sonra en fazla zikrettiği dini vecibedir. Zengin ile fakirin arasındaki köprü ve bağdır. Sosyal dayanışmanın kuvvetlenmesine sebeptir. Fakirin zenginin malındaki tayin edilen hakkıdır. “Mü’minlerin mallarında dilencinin ve dilenmeyen fakirin bir hakkı vardır.” (Zâriyât, 19).

 Zekat, bir minnet ve töhmet sebebi değildir. Fakir kapı kapı dolaşıp zekat dilenmek zorunda değildir. Zengin fakiri bulup hakkını vermekle mükelleftir. Şu anda fakir ve yoksullara, darda kalanlara, talebe ve öğrencilere, Allah’ın yolunda olanlara ulaşabilecek İslami kuruluşlar oluşmuştur. Çevremizde zekat verilecek şahıslara bunlar aracılığıyla rahatlıkla ulaşılabilir.

 Zengin, malını helal yollardan kazanmış olsa bile nisap haddini aşan ve senesini dolduran malındaki zekatı vermediği müddetçe malını helalleştirmiş olmaz. Bu yüzden içinde bulunduğumuz Ramazan ayını da vesile bilerek zekatımızı verilmesi gereken yerlere vermeliyiz.

 Dünya malı Allah’ın kuluna olan lütfudur. Zengin olduk, mal sahibi olduk diye böbürlenmemeli malın yegane sahibinin Allah olduğunu ve birer emanetçi olduğumuzu bilmeliyiz. Malımıza isabet eden zekat miktarı ne kadar çok olsa da vermeme gibi bir düşünceye kapılmamalıyız. Malımıza isabet eden miktardan az verelim diye bir hile düşünmemeliyiz.

 Çünkü cimri ve haris olan şahıs mal topladıkça toplar. Onu saydıkça sayar. Ve asla ölmeyeceğini zanneder. Bu yüzden fakiri ve yoksulu gözetmez. Zekatını çıkarmaz. Ama Allah her daim kulunu görüp gözetler. Üzerine muhafız olarak ikram sahibi, yazıcı ve kulun ne yaptığını bilen melekler görevlendirmiştir. Bunlar ahirette de kula şahitlik edeceklerdir. Kişinin kazandığı mal da kendisine şahitlik edecektir. Zekatı alanlar da zengin olanlara şahitlik edeceklerdir.

 “Kıyamet gününde stok edilen altın ile gümüşün üzerleri cehennem ateşinden kızdırılacak da mal biriktirenlerin alınları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denilecek: İşte bu, (zekâtını vermeyip) stok ettiğiniz altınlardır. Ve stok ettiklerinizin cezasını çekin.” ( Tevbe, 34)

 Bir başka ayet-i kerimede de şöyle buyruluyor: “Allah’ın fazlından verdiklerini kullarından esirgeyenler için o malın hayır olduğunu zannetme. Belki o mal, onlar için şerdir. Kıyâmet gününde fakirlerden esirgedikleri o mal, onların boyunlarına halka yapılacaktır.” (Âl-i İmrân, 180)

 Bu konuda Kalem Suresi on yedinci ayetinden başlayıp otuz ikinci ayeti kerimesine kadarki kısımda bahsi geçen bahçe sahiplerinin kıssası manidardır. Bu kıssada her sene malının bir kısmını fakirlere ayıran baba vefat edince, evlatları fakirleri paysız bırakmak için mahsullerini gece toplamaya çalışıyorlar. Ama sabah olduğunda bahçelerinin yanıp kül olduğunu görüyorlar.

 Zekatı az çıkarmak için hileye başvurmak asla aklımızdan geçmemelidir. Hileye başvurmak aklımıza geldiğinde Cumartesi ehlinin başına gelenin başımıza da gelebileceğinden korkmalıyız. Hani Yahudi topluluğuna bir imtihan vesilesi olarak Cumartesi günü balık avlamaları yasaklanmıştı. Onların bir kısmı oltalarını Cuma günü atıp Pazar günü topluyorlardı. Bu sayede Cumartesi günü gelen balıklar da avlanmış oluyordu. Bu hileleri nedeniyle Allah onları helak etti.

 Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Yahudilerin işledikleri büyük günahları işlemeyin; onlar Allah’ın yasaklarını delmek için her türlü hileye başvuruyorlardı”.

Selam ve dua ile

 A.Halim Seçkin

dogruhabergazetesi.com

Reklamlar
makaleler kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: