LÜTFEN DUYARLI OLALIM!

BEYAZ EŞYA`DA
Arçelik Hoover AEG Singer Evsan Özaltýn Philips Elektrolux Profilo National Noromende Beko Grundig Intel IBM Nokia CNN Motorola Dell
GÜZELLİK VE BAKIM ÜRÜNLERİnde
Loreal Cover Gril Herbal Essences Lasting Color Loving Care Max Factor Miss Clariol Olay Secret MAC Cosmetics
DİĞER MUHTELİF ÜRÜNLERDE
Adam Bonus Boss Hugo Boss Old Spice AOL internet ICQ (bildiğimiz chat programı) Hema DKNY LEWIS Liby’s National Geographical Fox TV Network Galbani Langrome Paris Kate Spade Aramis Philips Morris Migors HSBC CNBC Calvin Klein Kiwi Lion Area Polo Vhichy Helena Rubinstein Sara Lee Perrier Cacharel Walt Disney Disneyland Euro Disney
OTOMOTİVDE
Renault Man Mercedes Magirus Ford Fiat BMC Dodge Chrysler Skoda Goodyear Pirelli Uniycral Mitsubishi Peugeot
TEMİZLİK MALZEMELERİNDE
Ariel (Sharon’un Kendi firması) Alo Omo Persil Vim Ace Rinso Alfa Mintax
ELEKTRİK AMPULU
General Elektrik`DE Edison Philips Tekfen
SABUN Hacı Şakir ( Bakmayın adının Hacı olduğuna,yapan firma yahudi firmasıdır) Lüks Puro ŞAMPUANDA
Pantene Recioce Blendax
BOYA OBS Dyo Sadolin
İPLİK Polyen Sasa Sifaş İÇKİ Efes Pilsen Tuborg Lown Broau J&B
ÇOCUK VE KADIN BEZİ
Orkid Allways Prima
DİŞ MACUNU
İpana Colgate (gelirinin yarısını bağışlıyor)
MEŞRUBAT
Coca-Cola (mayıs ayı gelirini İsrail’e bağışladı) Fanta Pepsi Yedigün Elvan Turkuaz Fruko Sprite Schweppes
LİKİT GAZLAR
Ankara Gaz Aygaz Bursagaz Mobilgaz İpragaz
AKARYAKIT BP Shell
SİGARA Marlboro Camel Parlement Montecarlo
CAM EŞYA İzocam
DİŞ FIRÇASI Banat TRAŞ KREMİ Gibbs
KUMAŞ Vakko Bossa
İLAÇ
Hoechst Bayer Sandoz Roche Pfizer Saned
GIDA
Vita Sana Turyaş Ufa Panda Pringles Danone Nestle Nescafe Nesquick Milkybar Kitkat Jacobs Mc Donalds (Azarbeycandaki müslüman kardeşler protesto etti ve oradaki şubeler kapatıldı
EFENDİMİZ (SAV) şöyle buyuruyor “kişi kendi zevklerinden ödün vermedikçe çennete giremeyecektir.”Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm edemez, onu yalnız bırakamaz, onun başına bir kötülük gelmesine göz yumamaz.”
“Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm edemez, onu yalnız bırakamaz, onun başına bir kötülük gelmesine göz yumamaz.”
güncel konular kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

İKİ RENK TIĞ İŞİ OYA

oyalar kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BETERİ VAR!

Yürüyorsun,Dört Gündür Aç!
Uzakta
Bir Kentin Ümit Işıkları…
Kamçı Gibi Yüzünde Şaklıyorken Rüzgar
Hangi Fırına Yaklaşsan
Ekmekler Az Önce Bitmiş…
Beteri Var!

Okyanusun Ortasındaki Adada
Kırk Yıllık Felaketzedesin…
Tepeden Gördün:
Sahilde Bir Gemi…
Koşuyorsun,Koşuyorsun,Koşuyorsun…
Ta Sahile Kadar!
Heyhat,
Gemi,
Bir Kaç Adım Önce Gitmiş…
Beteri Var!

Tut ki
Bir Kuyunun Dibindesin…
Yukarıdan
Sallanıyor Bir Kalın Urgan,
Kuyunun Yarısına Kadar,
Ölüm Geliyor,
Sevdiklerin Geliyor Aklına
Son Bir Gayretle
Tırmanıp Tutuyorsun
Urgan
Bir Yılan!
Beteri Var!

Say ki
Bir Gece Düştün Bir Güverteden
Soğuk Sularda Ve Karanlıkta
Bırakıp Gitti Gemi…
Çırpınıp Durdun Sabaha Kadar
Işıklarda,Görüyorsun
Uzakta Bir Ada…
Yüzüyorsun,
Dudaklarında Bir Gülüş…
Ulaşıyorsun,
Ada Bir Köpükmüş…
Beteri Var!

Bir Kutupta Donmaktasın
Yakamadığın Kibrit
Son Kibritmiş…
Beteri Var!

Apartman Tutuşmuş
Orta Kattasın.
Alevler
Alt Kattan Çıkmış,
Üst Kattan İnmiş…
Gördüğün Su Dolu Kovaya
Bütün Hücrelerin Sevinmiş…
Kavrulmak Üzereyken Bulduğun
O Su,Su Değil
Benzinmiş…
Beteri Var!

Evet,Beteri Var…
Hiç Bir Felaket,
Felaket Değildir
İmansız Gitmek Kadar…

Yazar:Hasan DEMİR
haykiris.net/forum

şiirler kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EBREHE! GEBERTİRİM ULAN SENİ!

Okulların açıldığı günlerde dikkatimi çekmişti. Öğrencilerin aldıkları çantalar, kalemlikler ve defterlerin hepsinde, gündemdeki çizgi film karakterleri var. Erkek öğrencilerin “Spiderman” çantaları, kız öğrencilerin “barby veya winks” resimli çanta ve kalemlikler dikkatimi çekti.

“Çocuktur heveslenir, sonra hevesi geçer!” diye düşünmek belki çok yanlış olmayabilir. Hepimizin çocukken hevesleri olmuştur. Ancak ben başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Çocukların hayranlıklarını yönlendirmek için, anne babaya çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Anne baba çocuğuna her gün kendi tarihinden, kültüründen, dininden hikaye ve kıssalar anlatıp çocuklarını yönlendirmesi gerekiyor.

Medyanın gücünü inkar etmiyorum. Ancak hiçbir güç anne sevgisi kadar etkili değildir. Çocuklar nasıl ki yemeğini en çok annesinin ellerinden yemekten zevk alıyorsa, bilgiyi de annesinden almayı sevdirmeliyiz onlara.

Son yıllarda yayın dünyasında çocuklara yönelik çok güzel kitap çalışmaları yapılıyor. Takip edebildiklerim içersinde “365 günde Sevgili Peygamberim” adlı kitabı birçok anne babaya tavsiye ettim.

“Türkiye’de bir ilk!” sloganıyla Timaş yayınları tarafından hazırlanan kitabın tanıtım yazısında özetle şunlar yazılı:

Nurdan Damla’nın akıcı, sıcacık bir üslupla kaleme aldığı, Osman Turhan’ın özgün çizgileriyle resimlediği kitapta Peygamber Efendimizin hayatı 365 kesite bölünerek anlatılıyor.

Kitapta sevgili Peygamberimizin ve sahabelerin cömertlik, vefa, misafirperverlik, dürüstlük, barışseverlik, affedicilik gibi eşsiz niteliklerini keşfedebilecekler. Ebeveyn ve eğitimciler çocukların karakter gelişimlerini bu yüksek ahlak modelleriyle destekleyebilecekler…

Çocuklar her gün bir bölümü okuyarak/dinleyerek Efendimizin hayatını sıkılmadan öğrenebilecekler…

Çocuklarınızın bütün bir yılı biricik Peygamberimizin hayatıyla dopdolu geçirmesini istemez misiniz?…

Her akşam çocuklarına bu ve benzeri kitaplardan hikayeler okumanın çocuğun hayatındaki etkisini çok büyüktür. Bu ve benzeri yayınları her anne babanın değerlendirmesi gerekiyor.

* * * * * *

Evladını Peygamberimizi sevdirmek için ne yapması gerektiğini soran bir anneye “365 günde Sevgili Peygamberim” adlı kitabı alıp her akşam çocuğuna bu kitaptan bir bölüm okumasını tavsiye etmiştim. Henüz okula başlamamış çocuğuna bu kitaptan her akşam okumaya başlayan anne birkaç hafta sonra bana teşekkür maili gönderdi.

“Tavsiye ettiğiniz kitabı aldım. Çocuğuma her akşam bu kitaptan okumaya başladım. Kitap sadece çocuğum için değil benim içinde çok faydalı oldu. Dindar ailelerde yetişmiş, dinini yaşamaya çalışan bir insan olmama rağmen, Peygamberimizin hayatıyla ilgili bir çok şeyi unuttuğumu fark ettim bu kitabı okurken. Anlayacağınız sadece evladıma değil kendime de Sevgili Peygamberimizin hayatını bir kez daha hatırlatmış oldum.

Geçen akşam oğluma yine birkaç sayfa okutup onu uyuttuktan sonra evi biraz toparlayıp yatmaya karar vermiştim. Oğlumun uyuduğu yatağın yanından geçerken, birde baktım ki oğlum sayıklamaya başlamış. Hem yanağına bir öpücük kondurayım hem de ‘ne konuşuyor bu çocuk rüyasında?’ diye merak ettiğimden yanına yaklaştım. Oğlumun rüyasında sayıklarken söylediği sözleri duyunca, hem size dua ettim, hem de çocuklara hikaye kitapları okumanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.

Oğlum sayıklarken “Geberticem ulan Eberehe seni”, “ Defolup gitsene sen buradan pis Eberehe!” diye söyleniyordu.”

* * * * * *
Hikaye ve masallar çocukların sadece dünyasını değil, rüyalarını bile değiştiriyor. Yeter ki biz büyükler doğru adımlar atmayı becerelim.

Biz büyükler doğru adımlar atmayı başarabilirsek inanın bu memlekette çok şey değişir.

“Spiderman, Barby Bebek, Winks” çantalarına hayran olan çocuklara, Peygamberimizi sevdirmeyi başaramayan anne babalar boşuna başkalarını suçlamayın.

Medya patronlarının sizin evladınıza Hz. Peygamberin hayatını sevdirmek gibi bir sorumlulukları yok. Evladınızı peygamber hayranı yapmak medya patronunun değil, anne babanın sorumluluğundadır.

Bir soruyla bitireyim:

365 günün kaç akşamında evinize Hz. Peygamberi konuk alıyorsunuz?

Sait ÇAMLICA

Eğitimci Yazar

saitcamlica.com

eğitim kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PEYNİRLİ SIKMA

peynirliskmaga7

MALZEMELER
Un,su,tuz
Arzuya göre peynirli ya da patatesli iç hazırlanır.Biz bu kez peynirli yaptık.Bir kaç soğan doğrayıp sıvı yağda kavurdum.Azıcık salça ilave ettim.Bunu peynire ekledim.Biraz karabiber ve kıyılmış maydanoz ekleyip güzelce karıştırdım.Patatesli yapmak isterseniz aynı şekilde haşlanmış ,küçük doğranmış patates kullanarak yapabilirsiniz.
YAPILIŞI
Un,tuz ve yeterince su ile yumuşak bir hamur yoğurun.Hamurdan parçalar kopararak çok büyük olmayan bezeler yapın.Hafif unlayarak oklava ya da merdaneyle kalın olmayacak şekilde açın.Teflon tavada ya da saçta arkalı önlü güzelce pişirin.Sıcakken bir tarafını az içe doğru katlayıp iç malzemeden bir şerit halinde koyun.Sonra sıkıca rulo yapın.İsterseniz gözlemelerinize tereyağ sürdükten sonra iç malzemeyi koyup sarabilirsiniz.Afiyet olsun.

börekler-çörekler kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KEDİBASTI KURABİYE

kedibastikurabiyeqe41

Bir Ayşe Tüter tarifi.Bizim çocuklar haklı olarak bu kurabiyeyi “cici bebe” bisküvilerine benzettiler.
MALZEMELER
200 gr.oda ısısında margarin
Yarım su bardağı buğday nişastası
2 bardağından biraz fazla un(tarifte böyle yazmışım ama daha fazla un alıyor,yoksa ele yapışıyor)
1 adet yumurta
1 su bardağı pudra şekeri
YAPILIŞI
Yapılan hamuru 10 dk. kadar buzdolabında bekletin.Sonra çıkarıp parçalar kopararak uzun rulolar yapın.Üzerlerine çatalla iz çıkararak bıçakla kesin.Hafif yağlı tepsiye dizin.Sıcak fırında pişirin.Ben üzerine az pudra şekeri eledim soğuyunca.Afiyet olsun.

kurabiyeler kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İÇİNDEKİ SES ATEŞE ÇAĞIRIYOR …

Ekranda bir reklâm; “Çalkala Mehmet çalkala! Çalkala Zeynep çalkala…”
İsimlerin tarihî ve kültürel mânâlarını düşünürken görüntüler midemi ayağa kaldırıyor. İsimleri öyleyken kendilerinin Müslüman – Türk oldukları hiçbir yerlerinden ve hallerinden belli olmayan tipler habire çalkalayıp duruyor bir taraflarını.
Aklıma düşen ise şu hikaye oluyor;
Zamanın birinde bir padişah karın ağrısı çekmeye başlar. Feci halde hasta olmuştur ve devasını da bulamamaktadır. Derken bir tıp bilgini aynı zamanda da hikmet ehli bir şahıs gelir. Durumu sorar, derdi dinler ve der ki ” Padişahım siz öğünlerinizde ne yersiniz?” Padişah sayar da sayar. Neredeyse kırk çeşit yemek adı geçer ağzından bir öğün için. “Peki” der bilge hekim. “Şimdi o bir öğünde yediğiniz yemeklerden birer parça alıp bir tabağa koyalım. Diğer bir tabağa da sadece peynir ekmek koyup birkaç gün bekletelim.” Hekimin istediği yapılır ve tabaklar uygun bir yerde beklemeye alınır. Aradan birkaç gün geçer ve hekim, padişahın huzuruna iki tabağın da getirilmesini ister. Padişahın her öğünde yediği yemeklerden oluşan numunelerin bulunduğu tabak pis kokusundan ve rezalet görüntüsünden dolayı oradaki herkesin tiksinmesine sebep olur. Birbirine karışmış yemekler küflenmiş, kurtlanmış ve kötü bir şekilde koku salar olmuştur. Bir de sadece peynir ekmek dolu tabağa bakarlar. O tabak diğerine nispeten daha sağlam ve sağlıklı kalmıştır. “Gördünüz mü padişahım” der bilge hekim. “İşte sizin midenizin ağrı sebebi! O kadar yemeği mide kabına doldurursanız midenizde buna benzer hale dönüşür ve elbette sancısını çekersiniz!”
Ekrandaki Mehmetler, Zeynepler çalkalarken aklım bu hikayede. Uzun zamandır geniş bir coğrafyanın insanlarına karmakarışık şeyler verdiler altın tepside. Çorbaya dönmesi yetmezmiş gibi bir de çalkalatıyorlar bize iyi mi? Çalkalattırılan Mehmetlerin, Zeyneplerin beynî sancıları, kafa ağrıları o kadar büyük ki! Fakat ne kadarı farkında işte o da başka bir sorun.
“Ana ve babaya öf bile demeyin” emri ile muhatab olan insanların ferdlerinden onaltı yaşındaki bir genç kız çarşafla annesini boğuyor, ardından arkadaşlarına parti veriyor. Bir diğeri sevgilisiyle ailesini yani anne, baba, abla ve ağabeyini öldürüyor. Bir başka liseli aşırı dozda eroin almak suretiyle daha onbeş yaşındayken intihar ediyor. Bunlar olurken evlerimizdeki bomba patlıyor, çıkan patlama sesi ise şunlar; “İçindeki Sesi Dinle!”; “Ateş Seni Çağırıyor”; “Ben Özgürüm!”
Tabiri caizse iffet tabağımıza dışı boyalı zehir koyuyorlar. Fikrimiz rotasını sapıtıyor. Sapıtan düşünceler hayata tutunamayınca bizden istenen “Çalkala aslanım çalkala!” oluyor. “İşte aldık fikrini, ruhunu, her şeyini… Bir hayvan gibi sadece bedenin kaldı. Bedenin payı ise bu dünyada, hayvanî zevklerdir ancak. Sen çalkalamaya devam eyle!”
Henüz sekiz yaşında olan bir kız “Onsekiz yaşıma gelince artık bana karışamayacaksınız” demiş babasına. Ta bu yaşında özgürlüğü kafasına sokmuşlar. İstediği gibi yaşamak, giyinmek, gezmek, eğlenmek… Medyadaki Özgür Kız’larımız bu yüzden vizyonda değil mi! Özellikle kızlar çünkü kadındaki iffeti alırsanız ailenin temeline dinamiti koymuşsunuzdur demektir. Ailenin kundaklanması ise toplumun dolayısıyla devletin yok edilmesi demek değil mi? Bu ne biçim sistem ki fikri, zikri, şükrü olmayan sadece özgürlük ve hayvanî zevkler peşinde bir nesil yetiştiriyor! Kim buna bilinçli olarak destek ise yazıklar olsun! Gaflette olanlara ise bir an önce gönül gözü açıklığı diliyoruz Mevla’dan.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü?”(Furkan 43) buyuruyor. İçindeki sesi ıslah edemeyip de insanlığını yitirenlere ve kendi nefsini kendine ilah edinenlere ne demeli ki acaba! Peygamber iken Hazret-i Yusuf bile “Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna.”(Yusuf 53) demek suretiyle içinden yani nefsinden gelen kötülüğü kabul ederek bize örnek olurken bizim neye dayanarak içimizdeki sesi dinlememiz öğütleniyor anlamak mümkün değil. Rabbimiz yardımcımız olsun yeryüzünü nefs putuyla ve kanla dolduranlara karşı!
Özgürlüğü kullukta bulmanız duasıyla…
makaleler kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »