DİLİMİZ NEREYE GİDİYOR?

Ahmet, computerımı startladın mı?

– Yoq oğlum, finishe gelmedim daha…

 – Sheyda! Nerde kaldın yha? Sınavın war hadi!

– Cıx, ben gelmicem.

 – Aishegül, shekil olmuşun, chatlaqsın sen!

 – Tmm arkadash, warsın gitsin…

“Burada ne oluyor!” diyorsunuz değil mi? Günümüzün hastalığı işte bu… Türkçeyi “Turkche”leştirme hastalığı…

Dil bir millet için her şey demektir. Bir millet kendi diliyle bağımsızlığını ilan eder, kendi diliyle var olur. Tarihi de dilinde gizlidir, kültürü de, adetleri de, hayata bakışı da… Bir millet ana dili sayesinde dünyaya “Ben buradayım!” diye haykırır. O dil giderse, kültür de gider, tarih de… Kültür giderse bir millet, millet olmaktan çıkmaya mahkûmdur.

 Şimdi geriye dönüp o güzel Türkçemize baktığımızda; ne kadar zengin ve güzel bir dil karşımıza çıkıyor. Öylesine sade, öylesine temiz, öylesine canlı… İnsanın kendi ana dili gibi olmuyor hiçbir dil. Ana dilini gözü gibi koruması gerek her bir bireyin. Çünkü o “dil”, sadece bir dil değil; bir milletin geçmişi ve geleceği. Dünü, bugünü, yarını…

Eğer bize ait bir dilimiz varsa bu dünyada, özgürlüğümüzün bir simgesidir bu. Kendimizin bir güvencesi, milletimizin var olma gücü. Kendi kendimizi dünyaya anlatma biçimimizdir dilimiz; yüzyıllardır süregelen o zengin kültürümüzün temelidir.

 Bir düşünün bakalım; eğer şu an Türkiye’nin kendine ait bir ana dili olmasaydı; sömürge devletler gibi, zorla kabul ettirilmiş bir veya birkaç dilimiz olsaydı. Birimiz başka bir dil konuşsaydık, birimiz başka bir dil. O zaman halimiz ne olurdu? O haldeyken kültürümüzü mü öğrenebilirdik sizce? Veya tarihimizi, inançlarımızı, o değerli atalarımızın bize miras bıraktıkları sözleri, düşünceleri öğrenebilir miydik? Yüzyıllardır süregelen bu zengin kültürel, tarihi birikimimiz olur muydu? Tabi ki hayır! Çünkü her ne kadar küçük bir şeymiş gibi gelse de bize, dil bir milletin var olma nedenidir. İletişim onunla sağlanır çünkü. Geçmişten geleceğe bir köprüdür. Kuşaklar arası bir bağdır. Bir simgedir dil, özgürlüğün simgesi…

 Bir millet, başka bir milleti sömürgesi altına almak istediğinde, yaptıkları ilk iş; o milletin ana dillerini yok etmektir. Çünkü biliniyor ki; dil giderse kültür gider. Kültürsüz bir millet de bu dünyada var olamaz… Kaç dil silinmiştir yeryüzünden, sırf bunun yüzünden; silinmeye de devam ediyor ne yazık ki!

Mesela Orta Asya ülkelerinin çoğunda resmi dil Rusçadır. Ve günden güne de o ülkelerin ana dilleri körelmektedir. Mesela bir Kazakça dili bozulmuştur bugün, Özbekçe, Kırgızca dilleri yavaş yavaş silinmektedir yeryüzünden veya tamamen değiştirilmektedir.

Mesela Afrika ülkelerinde ana dili olmadığı halde resmi dil İngilizcedir; çünkü sömürge altındadırlar o ülkeler. Ya da Cezayir’de kendi dillerinden çok Fransızca ön plandadır; o da sömürge dönemi yaşadığı için. Ve bu milletlere baktığımızda tek bir ortak yanları çıkar karşımıza; sömürge dönemi yaşamış olmaları… Yani başka bir milletin o milleti yok etme çabası…

Şimdi kendimize çevirelim yüzümüzü. O güzel Türkçemize dönelim. Son zamanlarda Türkçeyi öyle anlamsız bir hale sokuyorlar ki; Türkçe mi, İngilizce mi, Fransızca mı belli değil… Gençlere bakıyoruz, “hoşça kal” demeye üşeniyorlar resmen. Onun yerine “Bye!” diyorlar. Bye ne oluyor da ana dilimizden üstün oluyor?

 Sadece “tamam” diyecekken “okey” veya “ok” demek de neyin nesi? Ş’yi “sh”, Ç’yi “ch” diye yazmak da nerden çıktı? Biz hangi dili konuşuyoruz? İngilizce mi? Türkçe mi? Sokaklarda, caddelerde tabelalara baktığımızda hangi ülkede olduğumuzu unutuyoruz adeta! Yok “Cafe la London”, yok “Dönerchi”, yok “Lavash”… “vishne” ne İngilizce, ne Türkçe! O zaman ne? Uydurma bir dil! Yani bozulmaya mahkûm olmuş bir dil. Bizim dilimiz; Türkçemiz! Atalarımızdan yüzyıllardır miras olarak aldığımız, gelecek nesillere de miras olarak bırakacağımız o güzeller güzeli Türkçemiz! Elimizden ağır ağır çekiliyor, dilimiz. Artık buna bir “DUR” demenin zamanı gelmedi mi sizce de? Dilimize sahip çıkalım. Nerde olursak olalım, ister internetteki konuşmalarımızda, ister günlük konuşmalarımızda o güzel Türkçemizin kalbini kırmayalım, onu koruyalım!

Hümeyra KARAGÖZ

Altınoluk Dergisi 2010 Şubat Sayısı

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir Yanıt to “DİLİMİZ NEREYE GİDİYOR?”

  1. ----HAYATCEMRESİ---- Says:

    Sevgili kardeşim,
    kanayan yaramıza parmak basan bir yazı,dilimizi koruma çabasını göstermeye çalışıyorum,dilimiz bizim benliğimiz,ifademiz,korumamız gerekir,paylaşımın için Rabbim razı olsun(amin),sevgilerimle…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: