DİLİMİZ NEREYE GİDİYOR?

Ahmet, computerımı startladın mı?

– Yoq oğlum, finishe gelmedim daha…

 – Sheyda! Nerde kaldın yha? Sınavın war hadi!

– Cıx, ben gelmicem.

 – Aishegül, shekil olmuşun, chatlaqsın sen!

 – Tmm arkadash, warsın gitsin…

“Burada ne oluyor!” diyorsunuz değil mi? Günümüzün hastalığı işte bu… Türkçeyi “Turkche”leştirme hastalığı…

Dil bir millet için her şey demektir. Bir millet kendi diliyle bağımsızlığını ilan eder, kendi diliyle var olur. Tarihi de dilinde gizlidir, kültürü de, adetleri de, hayata bakışı da… Bir millet ana dili sayesinde dünyaya “Ben buradayım!” diye haykırır. O dil giderse, kültür de gider, tarih de… Kültür giderse bir millet, millet olmaktan çıkmaya mahkûmdur.

 Şimdi geriye dönüp o güzel Türkçemize baktığımızda; ne kadar zengin ve güzel bir dil karşımıza çıkıyor. Öylesine sade, öylesine temiz, öylesine canlı… İnsanın kendi ana dili gibi olmuyor hiçbir dil. Ana dilini gözü gibi koruması gerek her bir bireyin. Çünkü o “dil”, sadece bir dil değil; bir milletin geçmişi ve geleceği. Dünü, bugünü, yarını…

Eğer bize ait bir dilimiz varsa bu dünyada, özgürlüğümüzün bir simgesidir bu. Kendimizin bir güvencesi, milletimizin var olma gücü. Kendi kendimizi dünyaya anlatma biçimimizdir dilimiz; yüzyıllardır süregelen o zengin kültürümüzün temelidir.

 Bir düşünün bakalım; eğer şu an Türkiye’nin kendine ait bir ana dili olmasaydı; sömürge devletler gibi, zorla kabul ettirilmiş bir veya birkaç dilimiz olsaydı. Birimiz başka bir dil konuşsaydık, birimiz başka bir dil. O zaman halimiz ne olurdu? O haldeyken kültürümüzü mü öğrenebilirdik sizce? Veya tarihimizi, inançlarımızı, o değerli atalarımızın bize miras bıraktıkları sözleri, düşünceleri öğrenebilir miydik? Yüzyıllardır süregelen bu zengin kültürel, tarihi birikimimiz olur muydu? Tabi ki hayır! Çünkü her ne kadar küçük bir şeymiş gibi gelse de bize, dil bir milletin var olma nedenidir. İletişim onunla sağlanır çünkü. Geçmişten geleceğe bir köprüdür. Kuşaklar arası bir bağdır. Bir simgedir dil, özgürlüğün simgesi…

 Bir millet, başka bir milleti sömürgesi altına almak istediğinde, yaptıkları ilk iş; o milletin ana dillerini yok etmektir. Çünkü biliniyor ki; dil giderse kültür gider. Kültürsüz bir millet de bu dünyada var olamaz… Kaç dil silinmiştir yeryüzünden, sırf bunun yüzünden; silinmeye de devam ediyor ne yazık ki!

Mesela Orta Asya ülkelerinin çoğunda resmi dil Rusçadır. Ve günden güne de o ülkelerin ana dilleri körelmektedir. Mesela bir Kazakça dili bozulmuştur bugün, Özbekçe, Kırgızca dilleri yavaş yavaş silinmektedir yeryüzünden veya tamamen değiştirilmektedir.

Mesela Afrika ülkelerinde ana dili olmadığı halde resmi dil İngilizcedir; çünkü sömürge altındadırlar o ülkeler. Ya da Cezayir’de kendi dillerinden çok Fransızca ön plandadır; o da sömürge dönemi yaşadığı için. Ve bu milletlere baktığımızda tek bir ortak yanları çıkar karşımıza; sömürge dönemi yaşamış olmaları… Yani başka bir milletin o milleti yok etme çabası…

Şimdi kendimize çevirelim yüzümüzü. O güzel Türkçemize dönelim. Son zamanlarda Türkçeyi öyle anlamsız bir hale sokuyorlar ki; Türkçe mi, İngilizce mi, Fransızca mı belli değil… Gençlere bakıyoruz, “hoşça kal” demeye üşeniyorlar resmen. Onun yerine “Bye!” diyorlar. Bye ne oluyor da ana dilimizden üstün oluyor?

 Sadece “tamam” diyecekken “okey” veya “ok” demek de neyin nesi? Ş’yi “sh”, Ç’yi “ch” diye yazmak da nerden çıktı? Biz hangi dili konuşuyoruz? İngilizce mi? Türkçe mi? Sokaklarda, caddelerde tabelalara baktığımızda hangi ülkede olduğumuzu unutuyoruz adeta! Yok “Cafe la London”, yok “Dönerchi”, yok “Lavash”… “vishne” ne İngilizce, ne Türkçe! O zaman ne? Uydurma bir dil! Yani bozulmaya mahkûm olmuş bir dil. Bizim dilimiz; Türkçemiz! Atalarımızdan yüzyıllardır miras olarak aldığımız, gelecek nesillere de miras olarak bırakacağımız o güzeller güzeli Türkçemiz! Elimizden ağır ağır çekiliyor, dilimiz. Artık buna bir “DUR” demenin zamanı gelmedi mi sizce de? Dilimize sahip çıkalım. Nerde olursak olalım, ister internetteki konuşmalarımızda, ister günlük konuşmalarımızda o güzel Türkçemizin kalbini kırmayalım, onu koruyalım!

Hümeyra KARAGÖZ

Altınoluk Dergisi 2010 Şubat Sayısı

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

HAYIRLI CUMALAR!

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ŞİMDİ HEPİMİZ ÜŞÜYORUZ

O bir liderdi… Daha bıyıkları terlemeden girdiği davadan saçları ağarmadan ayrılmak zorunda kaldı.. Yolu zordu, engellerle doluydu. Bütün zorluklara göğüs gerecek bir imana ve inanca sahipti.

Seksen öncesinin efsane ülkücüsü, Türk milliyetçiliğinin doğru okunması için doğru yoldan çıkmaması için de bütün bedelleri ödedi.. Gün geldi ellerinde büyüdüğü, büyüttüğü davası için yine dava arkadaşlarıyla vedalaşıp yeni bir yol çizdi kendine. Onun milliyetçiliği sadece kan bağına bağlı değildi. Irkçılık, kafatasçılık lügatinde olmadı. Bu tür milliyetçiliğin Türk’ün örf ve adetlerine uymadığını gördü, gösterdi.. Anladı, anlattı. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı olarak siyasetin nasıl yapılacağının örneklerini gösterdi.. Türk halkı belki onun kurduğu partiyi iktidar yapmadı ama onu hep sevdi, takdir etti. Dindardı, milliyetçiydi, vatanını severdi, cesurdu, adam gibi adamdı. Siyasette ilke sahibiydi, dürüsttü, saygındı…

Türk milleti onu sevdi ve hep adıyla hitap etti. O, Muhsin Başkan oldu.. Ne Adnan Menderes, Ne Demirel, ne de Özal… Hepsi soyadlarıyla anılırken o “Muhsin” idi. Anadolu’da herhangi bir evin kapısını açıp karşınıza çıkacak sıradan bir Anadolu delikanlısı gibi, bizdendi, bizdi.. “Muhsin Başkan”dı..

Yıllar önce Mamak Cezaevi’nde yatarken yazdığı şiirdeki gibi veda etti milletine…”Beton çok soğuk, üşüyorum” demişti şiirinde. 2 bin 200 metre yukarda soğuk ve tipi altında yine şiirinde olduğu gibi üşüyerek gitti ulaşmak istediği sonsuzluğun sahibine. Tıpkı şiirinde dediği gibi:

“Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum.

Allah rahmet eylesin, Mekanın Cennet olsun “Muhsin Başkan”.

OSMAN İRİDAĞ/ZAMAN ONLİNE

zaman.com.tr

 

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

HAYIRLI CUMALAR!

nergis.jpg
(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.) [Taberani](Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.) [Tergib]

(Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, beni rüyada görür.) [Şir’a]

(Cuma günü sabah namazından önce, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın, kendinin ve anasının ve babasının bütün günahları af olur.) [Tergib-üs-salat] (Kul haklarını ve kazaya kalan farzları ödemek ve haramlardan vazgeçmek şarttır.)

(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]
[İhlas, Kul hüvallahü ehaddır. Muavvizeteyn, kul euzülerdir.]
güncel konular kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN FETİH SURESİ OKUYALIM!

S.a. değerli arkadaşlar,ziyaretçiler.Yaşananlar karşısında söyleyecek bir söz bulamıyorum.Yüreğimiz kan ağlıyor.Lütfen evimize giren ürünlere dikkat edelim.Boykot edilecek ürünleri almayalım. Yardım kuruluşları aracılığıyla maddi yardımlarımızı esirgemeyelim Filistinli kardeşlerimizden.Onları hiç aklımızdan,gönlümüzden,dualarımızdan çıkarmayalım.Sıcak yatağımıza girdiğimizde Filistinli kardeşlerimizin ne durumda olduğunu düşünüp gözyaşlarıyla dua etmeden uykuya dalmayalım lütfen.Hepinizi acizane Fetih suresi okumaya davet ediyorum.
susamcorekotu:720 adet
burcunokta:30 adet
Komşularım:40 adet
2563:5 adet
Sevgipınarı01 :20 adet

COCA COLA İÇİYOR MUSUNUZ ?

COCA COLA’NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMI:….
Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! = Artık yeni yerimize tasınıyoruz !!!)
Alttaki yazının tercümesi:’COCA COLA İÇ, ISRAIL’E DESTEK OL !!!!!

Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını…

Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu

Belçika’da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche’nin Coca-cola ‘nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini…

Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek,

Coca-Cola’ nın
içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan ‘hemolyse’ maddesinin bulunduğunu açıkladığını…
YİNE AYNI NEDENLERDEN DOLAYI HİNDİSTANDA TAMAMEN ,LETONYADA İSE OKULLARDA VE ÇOCUKLARA SATILMASININ YASAKLANDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?
http://forum.tak-va.com
LÜTFEN İÇMEYİN ARTIK!
güncel konular kategorisinde yayınlandı. 23 Comments »

DEV BİR KİNLE BAKIYORUM SANA EY KIRMIZI COCA COLA KUTUSU!

Dev bir kinle bakıyorum sana ey kırmızı COCA COLA kutusu!
Oraya buraya değil tam da bağrıma bağrıma attırdığın bombaların ateşi sarıyor ruhumu!
Düzden bakınca zulüm görüyorum,tersten baktığımda inkarındaki şifreyi!
Zaten ancak Bir Siyonist Zekası’nın işi olabilirdi,
şişesinde “Mekke Ve Muhammed’e Hayır” yazan zehirli sıvıları
Muvahhid Mekke Muhalefeti’ne ve Eşsiz Lider ve Önder Resul Hz.Muhammed’e(s.a.v) sevdalı insanlara içirip sonra buradan gelen Cola-Dolar’larla Müslüman kardeşlerini katletmek iğrençliği…
Ne TANG’ini kabul ediyorum soframa ne CAPPY’ni!

FANTA FANTA FANTA içtiğimde Çanta Çanta Bomba verdiğimi biliyorum lanet olasıca ordularına!
“Susuzluğunu Dinle” diyen sese inat “Filistin’i Dinle” diyor içimden bir ses SPRİTE’nı iterken!
PARLIAMENT pakedine baktığımda şarjör görüyorum , sigarasına baktığımda M-16 veya Uzi mermisini!
Tek bir dal izmarit ile tek bir merminin maliyetinin de satış rakamının da neredeyse aynı olduğunu öğrendiğimde kalakalıyorum!
Bu arada sigara içen insanlara da “Onu içmen kadar efkara sebeb bişi mi var” diye soruyorum!
“Dikkat et! Her içtiğin sigarayla bir mermi sıktırabilirsin bak kardeşlerinin kafasına ama ” diye ekliyorum “Radikal” damgası yeme pahasına!
Yahudi PHİLİP MORRİS ve diğerlerinin paketlerinin üstündeki aslanlara da,
PEUGOT marka arabaların üstündeki aslanlara da kafam takılıyor!
Çünkü ben onlara bakınca,Allah’ın Aslanı Hamza’nın katillerini ,
Resul’un Aslanı Ali’nin hainlerinin zihniyetlerini görüyorum!…
PEUGOT hızlı kaçarmış!…Azap meleklerinin zaman mefhumu bile yokken kim nereye kaçıyor,gülüyorum..
VOLVO dünyanın en güvenlisiymiş!…İsrail’e gidecek paraları verip içine binildiğinde direkt ateşe giden araba nasıl güvenli olur merak ediyorum!…
En az siyon kardeşlerinin sembolu aslan kadar tehlikeli olduğunu biliyorum NESTLE’nin ambalajındaki güvercinin…NESTLE’nin çikolatasını,gofretini mi yemişim ki NESTLE SUyunu içeyim!
Su demişken; ‘COCA COLA’nın bırak kolasını ne TURKUAZ ne DAMLA SUyu’nu içmiyorum!…
Baktım ki ALGİDA’nın arkasında UNİLEVER yazıyor,almam efendim almıyorum!
Bula bula MAGGİ çorba mı içmişim ki sonrasında LİPTON’unu, NESCAFE’sini icecegim?
NESCAFE’den ve JACOBS’tan çıkan dumanla Gazze’den ve Bağdat’tan yükselenin benzerliğini fark edemeyecek kadar da saf değilim!

Irak,Filistin,Çeçenistan,ordan,burdan değil hiçbir yerden ve hiçbir şeyden verdikleri haberlerinde güvenmiyorum CNN’e,NTV’ye,REUTERS’e!…
Huy işte!Hucurat üstü müydü “Hucurat 6” mı ne?!…
FOX,adı gibi tilkilik yaptı,TGRT’yi alıp Yahudi-Neocon birliğini Türkiye’de bir medya sahibi daha yapmakla…
Malum,sadece iki hafta var HÜRRİYET GAZETESİ ve İSRAİL’in doğum günleri arasında…Rastlantı işte…
NTV’nin ve GARANTİ’nin sahipleri Şahenk’ler de AMERIKAN-İSRAİL ortağı GENERAL ELECTRİC’le el sıkışmışlar bir de…
Duy da inanma!…Oku da inanma!…
Evet Evet ! Budur !
Oku ama asla inanma!…Duy ama asla inanma!…
Bir de NATIONAL GEOGRAPHIC var ki Yahudi Darwin’izm’in Türkiye Temsilciliği sanki!O da Şahenk’lerin…Seyrettirmiyoruz çocuğumuza!
NİKE..LEE …ADİDAS-SOLOMON veya LEVİ’S…Giymiyoruz ve giymeyeceğiz!
UNİLEVER… PROCTER&GAMBLE…JOHNSON&JOHNSON kokmuyoruz ki L’OREAL,VİCHY , LANCOME veya ARMANİ sürünelim!
“Bu TİMBERLAND ile şu DOCKERS çok güzel dururdu üzerinizde” diyen tezgahtara aldırmıyoruz…”TİMBERLAND İtalyan, DOCKERS Alman’dı ama ikisini de Amerikalı Yahudiler aldı ve biz onlardan alışveriş yapıp Müslüman kardeşlerimize ihanet etmiyoruz” diyerek şoktaki tezgahtarı bırakıp dükkandan çıkıyoruz!
Gelirinin tamamına yakınını düzenli olarak İsrail’e gönderen şirketler listesindeki MARKS&SPENCER’a ibretle bakıyorum!

PHİLİPS’ten, IBM’den, NOKİA’dan başka tercih edilebilecek teknoloji kalmadı mı diye düşünüyorum…
Zira,dayanışmaları ve sonuçları gözümüzü yaşartıyor! Kanımızı döküyor! İşte bundan dolayıdır ki;
Müslüman kardeşlerimizle rabıtalarımız baki,muhabbetkar tasavvurları gönüllerimizin bembeyaz listelerinde daimi olmalı ama emperyalist zalimlerin markaları her zaman kara listelerimizde kalmalı!

Bu kara listelerdekilere para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!
YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!
“Ali’nin”…”Ömer’in”… “Ahmed’in…”diye marka yapsan gülüp geçecek ümmetin YAKUB’UN veya LEVİ’nin veya MC DONALD’ın deyince yağmalarcasına rağbetini anlamıyorum!
Ne Osmanlı Mutfağı diye koca bir sofrası olan kadim milletimin ne de yetmiş çeşit baharatla yedi yüz çeşit yemek çıkartan Arap kavminin MC DONALD’S ve BURGER KİNG Hayırseverliğini çözemiyorum!…
Tek bildiğim hamburger arası zulüm yemediğim!…
Bir de dalga geçer gibi “Ateş Seni Çağırıyooor” diye kampanya yapıyor elin gavuru da hala yiyor bizim Ayşe veya Ali!
Siz…Biz…Hepimiz…Kardeşlerimize saldıranlara,namuslara goz dikenlere para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!
YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!
Alışveriş yapacak bir tek Fransız Yahudileri’nin CARREFOUR’u mu kaldı dediğimde arkadaşımın yüzündeki şaşkınlığı unutamıyoruz!
Yoksa bizim ferasetsizliğimizden ve basiretsizliğimizden başka sermayeleri mi var sanıyorsunuz?
Durumlar üstü kabul ederek düzenli kıldığı namazlarında günde beş defa uluslar arası çıkış yaparak Kabe’ye yönelen bizler…
Her Ettehıyyatü’nün aleyna’sında…Her Rabbena atina’sında kardeşlerini hatırlayan bizler…
Sizler…Bizler…Hepimiz…
Rabbimiz Allah’ın düşmanlarına ve Peygamberimiz Hz.Muhammed’in inkarcılarına para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!
Bu yaptığımızı da kınayanın kınamasından korkmadan veya şaşıranın şaşkınlığına aldırmadan yapacağız , yayacağız ve tavsiye edeceğiz!
“Az” alınmasını değil “hiç” alınmamasını sağlayacağız!
Biz,para verip sonra bu parayla yakılacak yıkılacak el değil siyon aslanının pençesini kıracak eliz!
YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!

güncel konular kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

T O P A R L A N! (I) -intifada-

Kerbela günlerinin içinden geçiyoruz. Dünya; Yas’ını tuttuğu Ehli Beyt’in yıldönümünde, yeniden kırılıyor… Gazze, kızıl bir gelincik tarlası gibi. Genci yaşlısı, kadını erkeği, dedesi, kundaktaki bebeği ile bir halk gözümüzün önünde katlediliyor…
Bir savaş değil bu! Cenosit. Soykırım!
Gazze’ye dikenli teller, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlar içinde sıkıştırılmış, kıstırılmış bir halkın, feci şekilde tek tek öldürülüşünü seyrediyoruz. Ana okulları, kreşler, üniversite, hastaneler, evlerinde uyuyan çocuklar, paramparça edildi. Kayıp beş yüzü aştı… Gazzeliler ne dışarı kaçabiliyor, ne de bir hedef tahtasına dönüşmüş kentlerinde saklanacak bir yer bulabiliyor… İsrail, hastaneleri bile bombalıyor. Şehrin tek bağlantısı ve hava deliği şeklinde yer altından açılmış tünel de bombalanmış durumda…
İsrail, kırk yıldır işlemeye devam ediyor bu cinayetleri…
Bazılarının dediği gibi HAMAS değil mesele…
Çünkü HAMAS yokken de Sabra’yı, Şatila’yı, Yafa’yı ve daha nice soykırımı yaşamıştı Filistinliler, o zaman da EL FETİH vardı… Ama Filistin’deki katliamlar, Hamas’tan ve El Fetih’ten önce de devam ediyordu. İsrail’in 1968’den beri bölgede yönettiği cinayet eylemlerinin mazereti olamaz direniş hareketleri.. Tam tersine direniş, zaten işgal ve kıyımın olduğu yerden çıkar. Direniş ve İntifada’lar, İsrail’in işlediği cinayetler sonrasında ortaya çıkmış birer kuvayı milliye hareketidir…
Ama bunları anlatmanın bir faydası yok. Sözün, harflerin, empatinin, hukukun, özür dilemenin, felsefenin, edebiyatın bittiği yerdeyiz. Çünkü bu çok açık bir cinayet… Yani aydınların, sanatçıların, yazarların, siyasetçilerin bir şeyler yapmasını beklemek oldukça naif bir beklenti, zaman kaybı!
Biz, yani sıradan ve küçük insanlar, ne yapıyoruz ona bakalım…
Kimseyi suçlayacak, birbirimize girecek zamanımız yok. Arap dünyası uyuyor mu? İslâmi teşkilatlar ne yapıyor? Hükümetler nerede? Ermenilerden özür dileyenler Filistinlilerden de özür dileyecek mi? Hangi cemaat suskun ve eylemsiz? Kim, “ama”larla başlayan cümleler kurarak İsrail ve soykırımın savunuculuğuna girişmiş? Hangi mihraklar İsrail’i eleştirenlere sansür koyuyor? Bunların cevaplarını biliyoruz zaten!
Bunları sormak, sadece zaman kaybı. Zaman kaybı derken, bu ciddi soruları sormayalım demiyorum, iç muhasebemizi elbette yapacağız. İnsanlık, vicdan ve onur sorgulamamız elbette devam edecek. Ama şimdi iş zamanı.
Yıkılmış duvarlarımızı örme zamanı… Birer tuğla gibi, duvara taş olma, taş kesilip de duvarı ayakta tutma zamanı… Bırakın diğer işleri büyükler, yani politikacılar, sanatçılar, aydınlar, sosyologlar, anketçiler yapadursunlar… Onlar konuşmaktan başka bir şeyi bilmiyorlar… İş başa, başımıza düştü… Yani ki; her birimiz tek tek Filistin’in atan kalbi olmak durumundayız. Bu kalp atmalı, Filistin’de akan kana bir sargı, bir tampon, bir şifa, bir iyileşme getirmek, olmak zorundayız…
OL’MAK zorundayız… OL emrine hitaben vücuda gelmiş kainatta, insanlık sınavımızı, onurdan ve adaletten yana koymak zorundayız…
Mescid-i Aksa’nın bahçesini uzaktan seyrederek büyüdük hepimiz. Filistin’in kırk yıldır kanayan açık yarası, hepimizi yetiştiren bir okul oldu bu süreçte. Dökülen şehit kanlarının öğretmene dönüştüğü, zorlu bir derstir Filistin hepimiz için. Filistin’de vuku bulan her katliam, ümmetin geçirdiği sınavlardan bir sınav… Orada şehit olan kardeşlerimiz dünya ve ahiretin en yüksek mertebeleriyle geçtiler sınavlarını… Biz bize bakalım! Ne yapıyoruz? Ne yapmalıyız?
Kımılda!
Allah’a dua et!
Kunut yolla, Fetih yolla, Salavat yolla!
Hareket et! Dışarı çık!
Sokaklarda itiraz et!
Mektup yaz! Şiir oku! Slogan at!
Bir dilim ekmeğini Filistin’e ayır!
Pankart taşı! İmza topla!
İlaç topla! Yardım topla!
Kapılara yığıl!
Bir resim çiz!
İlan dağıt!
Duvara yazı yaz!
Kapıları çal! Arkadaşlarını topla!
Çocuklarını al ve bugün Cuma, dışarı çık!
Toplan! Toplan ve Toplan!
Arkana, geceye ve ihanete sakın bakma! Aldırma! Toparlan ve derhal toparlan! İbrahim peygamberin dört ayrı dağın başına koyduğu kuşların “toparlan” emrine uyarak tüm parçalarını toparlayıp da yeniden kanat çırpmaya başlaması gibi TOPARLAN… İsa peygamber’in Bismillah deyip de dirilttiği ölü canlar gibi DOĞRUL ve KALK… Rabbi, Hz. Muhammed’i (sav) hiç bırakmadı ki! Korkma ve Yürü!
NOT: Bugün inşallah tüm dünya, hepimiz, Cuma’lara koşacağız…

Sibel Eraslan – Vakit
habervaktim.com

güncel konular kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »